Tahliye Taahhüdü ile İlgili Uygulamaların Tarihi Geçmişine Bir Örnek

Aksun’un 1957 tarihli “Kira Mevzuatı ve Tatbikatı” kitabının 44-49. sayfaları tahliye taahhüdü konusunu işler. Yazar iki tür taahhütten söz eder: kira sözleşmesinin içine yazılanlar ve sözleşme dışında ayrı kâğıtla verilenler.

Temel saptama şudur ki kira sözleşmesinin başında alınan taahhütler kiracının baskı altında imzaladığı belgeler sayıldığı için geçerli değildir; sonraki yıllarda serbest iradeyle verilenler ise bağlayıcıdır.

Bu yaklaşım bugün hâlâ geçerlidir; üstelik kanun düzeyine taşınmıştır. Kitapta atıf yapılan 4 Ekim 1944 tarihli ve 28 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 2012’de yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 352. maddesinin birinci fıkrasında karşılığını bulmuştur. Hüküm; taahhüdün yazılı olmasını, belirli bir tahliye tarihi içermesini ve “kiralananın tesliminden sonra” verilmesini şart koşar. Kiracı eve henüz girmemişken alınan taahhütler bugün de geçersizdir.

Kitabın yine 49. sayfada andığı 4 Aralık 1957 tarihli ikinci İçtihadı Birleştirme Kararı da güncelliğini korumaktadır. Bu karara göre noterde düzenlenmemiş ya da imzası onaylanmamış sıradan yazılı taahhütlerde kiracı itiraz ederse icra mahkemesi doğrudan tahliyeye karar veremez; uyuşmazlık sulh hukuk mahkemesine taşınır.

Kitabın değindiği İcra ve İflas Kanunu’nun 272. maddesindeki bir aylık takip başlatma süresi de hâlâ yerindedir. Buna karşılık Aksun’un dönemin temel kanunu olarak işlediği 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun 1 Temmuz 2012’de tümüyle yürürlükten kalkmıştır.

Yazı hazırlanırken Claude Opus 4.7’den de yardım alınmıştır.

Scroll to Top