Bugünkü yazımızda İstanbul Ticaret Odası’nın youtube kanalında yayınlanan bir sunumu Google Gemini yardımı ile derledik:
AB’nin Güncel Serbest Ticaret Anlaşmaları ve Küresel Rekabet Avrupa Birliği (AB), uluslararası ticaretteki konumunu güçlendirmek ve küresel tedarik zincirlerindeki güvenliğini sağlamak amacıyla yeni serbest ticaret anlaşmalarını (STA) sırayla hayata geçirmektedi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından düzenlenen “AB’ye İhracatta Yeni Dönem” başlıklı webinarda konuşan Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, Avrupa Birliği’nin Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ı kapsayan Merkosur bölgesi, Hindistan ve Avustralya ile yürüttüğü müzakerelerin küresel rekabet ortamı açısından belirleyici olduğunu ifade etmiştir.
Merkosur ülkeleri ile tamamlanan müzakereler neticesinde oluşturulan geçici ticaret anlaşmasının 1 Mayıs 2026 itibarıyla uygulanmaya başlanması öngörülmektedir. Bu anlaşma çerçevesinde, AB ihracatının yüzde 91’ine uygulanan yüksek gümrük tarifelerinin 15 yıl içinde azaltılması; özellikle otomobil parçalarındaki yüzde 35, makinelerdeki yüzde 20 ve kimyasallardaki yüzde 18 oranındaki mevcut tarifelerin aşağı çekilmesi hedeflenmektedir. Ocak ayının sonunda duyurulan Hindistan ile yürütülen müzakerelerin neticelenmesi hâlinde, AB’nin bu ülkeye olan mal ihracatının yüzde 96’sındaki gümrük tarifelerinin sıfırlanması veya düşürülmesi planlanmaktadır. Bu kapsamda otomobillerdeki tarifelerin yüzde 110’dan kademeli olarak yüzde 10’a inmesi beklenmektedir. Avustralya ile ilan edilen STA’da ise tarım ürünleri ön planda olup, şarap, zeytinyağı, peynir ve süt ürünleri gibi birçok alanda Avrupa ürünlerinin gümrüksüz girişi sağlanacaktır. AB, bu anlaşmalar aracılığıyla temiz enerji teknolojileri için kritik önem taşıyan hammaddelere ayrıcalıklı erişim elde etmeyi ve üye ülke işletmelerinin üçüncü ülkelerdeki kamu ihalelerine eşit şartlarda katılabilmesini güvence altına almayı amaçlamaktadır.
İhracatta Yeni Aşama: Dijital Ürün Pasaportu Yükümlülüğü Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir ürün politikaları kapsamında devreye alınan “Dijital Ürün Pasaportu”, bir ürünün hammadde tedarikinden kullanım ömrünün sonuna kadar olan tüm döngüsünün dijital bir veri seti ile takip edilmesini öngörmektedir. Hukuki dayanağını 2024 yılında genişletilerek yürürlüğe giren Eko-Tasarım Tüzüğü’nden alan uygulama; ilk etapta bataryalar, tekstil ürünleri, elektronik eşyalar ve yoğun kaynak kullanan metalleri kapsayacaktır. Sistemin işleyişi gereği üreticiler, karbon ayak izi, geri dönüştürülebilirlik oranı ve onarım imkânları gibi verileri, ürün üzerindeki bir barkod veya QR kod aracılığıyla ulaşılabilir bir dijital sisteme yüklemekle yükümlüdür. 2027 yılı uygulamanın tamamen zorunlu hâle geleceği kritik bir eşik olarak belirlenmiş olup, 2030 yılına kadar tüm sektörlerde tam entegrasyon sağlanması hedeflenmektedir. Türkiye’de halihazırda kişisel verilerin korunması kanunları (KVKK) ile AB standartları arasında veri transferi konusunda bazı uyum problemleri bulunsa da Ticaret Bakanlığı bünyesinde karbon yükü hesaplamalarına ilişkin ön çalışmalar başlatılmıştır. Uzmanlar, Türkiye’nin AB üyesi olmamasına rağmen, Avrupa pazarına ürün satmak isteyen her şirketin bu pasaportu oluşturmak zorunda kalacağını ve bu durumun Türk firmaları için “fiili (de facto) bir zorunluluk” taşıdığını belirtmektedir.

